13 Haz 2010

KARANLIK SULARDAN AYDINLIĞA NUSRET MAYIN GEMİSİ


Herkes aslının Çanakkale’de olduğunu sanır ama Çanakkale Zaferi’nin kahraman gazisi Nusret mayın gemisi Tarsus’ta şanına yakışır şekilde sergileniyor.
Haber:Burak Somuncu




Çanakkale 18 Mart deniz savaşında müttefik donanmasını dağıtan müttefik komutanlarını şaşkınlığa uğratan, Türk askerine moral, Türk milletine sevinç kaynağı olan boğazın karanlık sularına döşemiş olduğu 20 mayınla bir kaderin değişmesine sebep olan bir kahramanlık hikâyesinin mimarı Nusret mayın gemisi. Kahramanca savaştığı boğazlardan artık çok uzaklarda… Birçoğumuzun Çanakkale’de sandığı Nusret mayın gemisi sadece temsili bir maketten ibaret, orijinal Nusretin nerede ve ne şekilde olduğunu, bu zamana kadar geçirdiği sürgün hayatını araştırdık.
Gazi Nusret’in kikâyesi
Nusret mayın gemisi 1911 yılında Almanya’da imal edildi. Gemi 3 Eylül 1914’te Osmanlı devleti tarafından Almanya’dan satın alınarak tarihi değişimi sağlayacak görevinin başına getirildi. Çanakkale’yi “geçilmez” kılan bu gemi o gece mayınları bin bir zorlukla ama bir o kadar da yüreklice Çanakkale Boğazına döşedikten sonra İngiliz savaş gemileri olan Irresistible, Ocean ve Fransız savaş gemisi Bouvet’in batmasına sebep oldu. Nusret’in yapmış olduğu görev tarihi değiştirdi. İlkokuldan bu yana gazi Nusretin buraya kadar olan hikâyesi herkese bir şiir gibi anlatıla durdu. Peki, ya bundan sonrası…

Nusret’in sürgün günleri

Savaş sonrasında, tersaneye çekildi Gazi Nusret. 1937’de dalgıç gemisi oldu. Anısına pullar çıkartıldı, Öyküler anlatıldı. 1939 yılında kömür gemisi olarak kullanılmaya başlandı.1957 yılına gelindiğinde ise donanmadan ‘terhis’ edildi. Emekliğinde şanlı mazisinin hatırına saygı beklerken 1962 yılında satılarak şekli değiştirildi.
40 metre olan boyu, yük taşımacılığında kullanıma müsait olduğu için eklemelerle 53 metreye çıkartıldı. Fiziksel olarak değişmekle de kalmadı,  ismi de deştirildi ve Kaptan Nusret adını aldı. Çeşitli deniz nakliyat şirketlerince “kuru yük gemisi” olarak limanlardan limana hamallık yaptı.
  Bir süre kuru yük taşımacılığında kullanıldıktan sonra, “ekonomik ömrünü tamamladığı” gerekçesiyle terk edildi ve 1990 yılı Nisan ayında Mersin Limanı’nda karanlık suların derinliğine gömüldü.
1999 yılında gönüllü kişilerce tekrar yüzdürüldü. “Müze” olarak kullanılması için düzenlenen kampanyalara kimse ilgi göstermeyince “jilet” yapılmaya mahkûm edildi. Mersin limanı içerisinde çürüyordu Nusret, çaresiz ve sesizce. Neredeyse bir çöplüğe Gazi Nusret’in güvertesi. Serseriler, ayyaşlar mesken tuttular Gazi’nin gövdesini. Bir gün, gemi rüzgârdan etkilenerek yan yatarak karaya vurdu. Çanakkale Savaşı’nın efsane kahramanının artık ne boyası kalmıştı, ne de ayakta duracak hali... Bir zamanlar gururla denizlerimiz de bayrak gösteren kahramanın saygısızlıktan içi kan ağlıyordu. Ama o, saygısızlığımızı yüzümüze vururcasına direniyor, ölmüyordu.

2003 yılında, “Nusret, Mersin Limanında jilet olacağı günü beklerken biz burada rahat uyuyamazdık” diyen ve değerlerine sahip çıkan, Tarsus Belediyesi tarafından koruma altına alındı. Nusret bu tarihten sonra, Tarsus’taki Çanakkale Parkı’nda müze olarak sergilenmeye başlandı. Çanakkale’de yıldızlaşan Nusret’in talihi kuru yük gemisi olarak batık vaziyette tarihe gömülmek olmadı. Onu batık bir gemi olmaktan, milli bilinci tam, vatan sevgisi mükellef zihinler kurtardı.


Nusret’in etrafı adeta küçük bir Çanakkale

Gazi Nusret kendisi için yapılan Çanakkale Zaferi Kültür parkında yeniden doğdu adeta. Tarsus çevre yolunun kenarına yapılmış parkı bulmamız zor olmadı. Çevre Yolundan ilerlerken Koca Nusret kendini fark ettirdi hemen, Park’ın girişinde bizi Çanakkale Zafer Parkı Müdürü Hayri Çapur karşıladı. Gerekli izni aldıktan sonra Gazi Nusret’i incelemeye koyulduk. Nusret gayet iyi durumda görünüyordu. Parkta, Çanakkale Zaferi ile ilgili pek çok materyal mevcut.
Çanakkale savaşında kullanılmış olan toplar, top arabaları ve dev mermiler de parkın çeşitli noktalarında ziyaretçiler için sergileniyor. Nusret’in etrafına küçük bir Çanakkale kurulmuş adeta. İstiklal Marşı’ndan Çanakkale Şehitleri şiirlerine, Geminin hikâyesine kadar birçok kitabe inşa edilmiş, …

Üç boyutlu resim odası

 Nusreti daha yakından incelemek için içine giriyoruz. Hayri Çapur Nusret’in ağır hantal demir kapılarını bizlere açıyor. Geminin içindeyiz artık gövde bölümüne giriyoruz. Nusret, baştan aşağı yenilenmiş. Gemi, 3 ana parçaya bölünüp tırlara yüklenerek 27 km uzaklıktaki Mersin Limanı’ndan 4,5 saat de getirilmiş. Nusret adeta bir müze görünümüne sahip, kaptan odası, harita odası, asker odası, her şey yerli yerinde ve son derece etkileyici. Geminin en ilgi çekici kısmı ise üç boyutlu resim odası. 3 boyutlu gözlüklerimizi takarak giriyoruz içeri. Çanakkale savaşlarından sahnelerle karşılaşıyoruz. cepheler, askerler, gemiler, Çanakkale boğazı, gazinin demir gövdesine tamamı yağlı boya ile tam bir yılda resmedilmiş.

Tophaneli İsmail Hakkı Bey Müzesi
Çanakkale zafer parkının bir bölümünde de Çanakkale Savaşını, yeni nesillere Nusretle birlikte daha iyi anlatabilmek için küçük bir müze oluşturulmuş. Çanakkale’nin geçilmezliğinde önemli rol oynayan Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey'in ismi bu müzeye verilmiş. Müzede savaşın tanıkları olan mermiler, boş kovanlar, askerlerin kullandığı alet ve eşyalar sergileniyor. Müzenin içerisinde dolaşırken oluk oluk akan kanları ve kurşun yağmurunu hissetmemek mümkün değil. Müzenin duvarlarına da, savaşın tüm dehşetini anlatan, savaşı neredeyse birebir yaşatan dev tablolar süslüyor. Sergilenen malzemelerin tamamı orijinal, Çanakkale den özel olarak getirttirilmiş.  

Kısa ama bir o kadarda etkileyici olan gezimizi tamamladıktan sonra milli duygularımız kabarmış bir şekilde Çanakkale Zafer Parkı’ndan ayrılıyoruz. Geç de olsa Nusret kendisine çok öncelerden verilmesi gereken saygıyı kazanmış durumda. Belki tarihin seyrini değiştirdiği yerde değil ama, Tarsus’da emin ellerde, huzur içinde ve dimdik ayakta…


HABER VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder